23 Aralık 2017 Cumartesi

Görünmez Adımlar ve Basamaklar

 Kelimeler...Ve sürekli yazıp yazıp sildiğim cümleler..Her şeyi tekrar mı ediyorum yoksa fazla mı gereğinden fazla mı sorguluyorum?

Utanmak,çekinmek,sürekli bir önceki hareketimin karşımdakinin sinirini bozar mı korkusu ..Şuan ne düşünüyorlar, çaktırmadan hareketlerimi izleyip ne kadar saçma davrandığımı mı düşünüp eleştiriyorlar ?
  Hayır,eskisi kadar umursamıyorum başkalarının düşüncelerini.Bir hareketimi bir kaç hafta düşünmüyorum artık.Ancak tamamen de yenilenemedim.Dalgınlıkla komik bir davranışta bulunsam ben de kendi halime gülebiliyorum fakat hala sınıfta kalkıp da konuşmaya cesaret edemiyorum.
Çoğu işte tek başıma hareket etmeye korkuyorum ,sürekli hata yapmaktan korkuyorum,iyi iş çıkaranlarla karşılaştırılmaktan korkuyorum..Ve bazen hata yapmaktan korktuğum için harekete geçmeye ,denemeye bile cesaret edemiyorum.

Yine küçük sorunlar ve büyüttüm,büyük ihtimalle abartıyorum.Çünkü abartmayı seviyorum.Sıradan şeyleri daha renkli görmeye çalışıyorum belki de.''Sıradan'' rahatsız edici bir kelime.Bir renk olsaydı kesinlikle gri ,orta koyulukta sıkıcı bir gri olurdu.Her sıradan kelimesini okuduğumda,söylediğimde ya da duyduğumda harekete geçme isteği uyanıyor içimde.Harekete geçmeliyim,bir şeyler yapmalıyım ama ne?Mücadele etmeliyim ama neye karşı? Keşfetmeliyim.Ama kırılganım.Ama keşfetmek istiyorum.

 Bugün deneme sınavında ,matematiğini çözmeyip her sorunun A şıkkını işaretlediğim deneme sınavında, iki paragraf dikkatimi çekti.İlk paragrafta ''Felsefe hayatla bağıntısı ,düşünce yapısı zayıf insanlarda mutsuzluğa,bunalıma karamsarlığa sebep olur'' yazıyordu.Bilmiyorum,bazen sanırım felsefi konularda düşünmek mutsuz olmama sebep oluyor gibi geldiğinden bu cümleyi okuyunca üzerime alındım.
 Diğer paragraftaysa '' Düşünceleri;koşullara direnerek,harcayacağı enerjiyi koruyarak adalet ve doğru davranışa yönelirse insan huzur ve barış için bir güç ,bulunduğu her yerde bir iyilik vasıtası olacaktır'' yazıyordu.Bu cümleyi okuyunca az önce biraz kararmış bulutların birazı kayboldu.

  Bir cümleyi bugün okudum mu emin değilim ama, o cümle nedense kafamın içinde çok geziyor bugün.''İyi insanlar zayıftır,kırılgandır''.Zayıf olmamalıyım,güçlü olmak istiyorum ama mücadele etmediğim halde nasıl güçlenebilirim ? Mücadele,gelişmek için uğraş,ama basamaklar nerede?
 Bunu yazarken ''inanç'' dedim planlamadığım bir şekilde.Kendi kendime inanarak başlamalıyım basamakları tırmanmaya.
Aa kendi kendimi bunalıma sokmaya çalışır gibi yazıyorum,çoktan bulutlar kararmaya başladı bile.Bir dakika verin ,şimdi iyi şeyler düşünmeye başlayacağım!

 Yılın başındaki benle şuanki beni karşılaştırdığımda bayağı gelişmiş olduğumu görebiliyorum.Her konuda..
 Mesela otobüse yanımda biri olmadan binmeye bile cesaret edemiyordum ,tek başıma bir şey yapamayacağımı düşündüğümden.Şuan haftasonları tek başıma gidiş-geliş toplam 4 otobüsle  kursa gidiyorum.öh evet fazla otobüs..Dışarıda pek konuşmadığım için hala pek bir şey yapıyormuşum gibi gelmiyor ama inşallah daha sosyal hale gelirim.
 Gelişmiş olduğumu görmek cesaret veriyor.Sıfır olduğumu sanarken ilerlemiş olduğumu fark etmek güzel.
 Geçenlerde 2 yıl önce yaptığım çizimlerden buldum ve şuanki tarzımla tekrar çizdim.O zaman bunları yapabileceğimi tahmin eder miydim emin değilim.Şimdi şaşırırdım desem evet şaşırırdım ama kendime çok güvendiğim,iddialı olduğum tek alan resim olduğu için ''evet,yapabilirim.O noktaya ulaşabilirim'' gibi bir cümle kurma ihtimalim de yok değil.

 Resim demişken..Resim derslerinde ,yarışmalarında,okulda resim görevi verildiğinde kendi isteğimin biraz dışında olduğu için beklentinin altında ürün çıkardığımı fark ettim.İtiraf edeyim,bu zamana kadar hiç beklentiyi karşılayabilmesi için de emek harcamadım o tür şeylere.Emek verdim fakat zirve olmaya uğraşmadım.
 Bugün bayağı son dakikaya gelmiş suluboya resmimi verdikten sonra resim öğretmenim senden daha iyisini bekliyorum gibi bir cümle kullandı.Ben de kendimden daha iyisini beklerim ancaaak bu hafta mazeretim vardı :'D Tüm hafta ödev ve yapılacaklara yoğunlaştım.Bazen kendimi şaşırtıp işim bitene kadar uyumadım.Uyku! İşim bitene kadar uyumamayı da denemiş olduğuma göre listede ona da tik atalım.

 Bir test çözmekle gelişilir mi diye düşünüyorum bazen.Küçük,çok küçük bir adım üniversiteye geçiş sınavı için,adı her neyse.Belki de sandığımdan büyük bir adımdır.Aslında sadece bir an önce çizimle ilgili hayal ettiklerimi gerçekleştirmek istiyorum.Okuldan sıra gelemeyişine kızıyorum.En iyisi tatillere kadar işlerimi uğraşarak tamamlayıp boş zamanlarımı internette geçirmek yerine bu tür şeylere harcamak olacak.O küçük adımları güzelce kavrayıp kendime inanmalıyım.Her söylediğimi sonunda hissettiğime göre ,inanıyorum dersem..Hata yapsam da hatanın gelişmek için bir adım olduğuna,kolay olmasa da başarılı olacağıma İNANIYORUM.

2 Aralık 2017 Cumartesi

Kuroshitsuji / Kara Kahya -1.Cilt- Manga İncelemesi

  Kitaplıkta daha mayıs ayındaki fuardan kalma okunmamış kitaplar dururken gözüm hep yeni kitaplardaydı. Bilin bakalım ne yaptım? Evet evet, daha çok kitap aldım. Eh,hayaller bahanesiyle manga masrafı da yapmaya başlamış oldum.
  Hazır elimde bir kaç manga birikmişken yorumlarını yapayım dedim. Veee bu yazıda en sevdiğim mangalardan biri olan ''Kuroshitsuji'' 'yi yorumlamaya karar verdim.

Manga Adı: Kuroshitsuji / Kara Kahya 
Türü: Shounen,Fantastik,Tarihi,Aksiyon,Doğaüstü Güçler,Komedi,Şeytanlar
Bölüm Sayısı: 134,devam ediyor --ilk ciltte 4 bölüm bulunuyor--
Konu:
''  Victoria döneminde İngiltere’nin en asil ailelerinden biri olan Phantomhive’lar bir yangın sırasında hayatlarını kaybederler.
Yangının ardından kaybolan Phantomhive’ların tek oğlu 12 yaşındaki Ciel Phantomhive; yanında Sebastian Michaelis adlı her konuda mükemmel bilgiye, terbiyeye ve yeteneğe sahip olan bir hizmetkarla birlikte 2 yıl sonra aniden ortaya çıkarak tüm malvarlıklarının ve işlerinin yönetimini devralır. Bir yandan da Sebastian’la birlikte, Kraliçe Victoria’nın ilgilenmesini istediği Londra’daki gizli davaları çözmektedir ''

  -Çizer Yana Toboso'ya göre siyah görünenden daha fazla anlama sahip bir renk,sanırım bu yüzden kahya Sebastian siyahla özdeşleştirilmiş.-
  Her yönüyle mükemmel olan bu kara kahya ,İngiltere'nin önde gelen oyuncak şirketi ve koca malikaneye sahip, yaşıtlarından oldukça farklı küçük bir çocuğa hizmet ediyor.

 İlk bölümde bu kahyanın yaptıklarını sıradan görebilirsiniz,sonuçta anime evreninde,her şey abartılı olur -!-.Ancaaak birazcık ciddileşince kesinlikle bu adam bir ''şeytan'' diyorsunuz -öhö öhöhö-
 -Her ''normal'' bir kahyanın yapamayacağı bir iş yaptığında söylediği '' Ben Phantomhive ailesinin kahyasıyım,bu kadarını da yapamayacaksam nasıl olacak?'' repliği benim sinirlerimi bozsa da yetenekli işte ne yapalım , o kadarını da desin.-

Ciel Phantomhive
  Phantomhive ailesinden olan Ciel ise  normal çocuklardan farklı olarak bazı sorumluluklara sahip,iş görüşmeleri yapmak gibi.Sadece bu olsa iyi,''Kraliçe'nin Bekçi Köpeği'' olarak İngiltere'deki gizli davalarla da ilgileniyor.Ciel'in tek eğlencesi ise oynadığı bir takım oyunlar -sinir bozucu derecede mükemmel olan kahyası Sebastian da bu oyunlara dahil-.

  Küçük bir çocuğun koca insanların yapamadıklarını yapması,bu şirketi bu kadar geliştirebilmesinden  şüphe eden bir takım düşmanları da bulunuyor dolayısıyla.İşte ilk cildin son iki bölümünde bununla ilgili olaylar oluyor.

  Ciel, İngiltere'ye mal satmak için gelen yabancı uyruklu mafyayla ters düşüyor ve kaçırılıyor. Efendisini kurtarmak için yola çıkan Sebastian, asıl marifetlerini sergilerken sıradan bir kahya olmadığını da kanıtlamış oluyor. Mafyayla mücadelenin sonunda ise kahya ve efendinin asıl hikayesini öğrenmeye başlıyoruz.


12 Kasım 2017 Pazar

GFA- Geek Festival Avrasya 'da Bir Gün

   Yine bana çok uzun gelen bir aradan sonra tekrar merhaba!
 Bugün GFA yani Geek Festival Avrasya etkinliğinin ilk günüydü.Lafı çok uzatmadan etkinliğin ilk gününde neler yaşadım? öncesinde ne gibi sorunlar ortaya çıktı,bunları  anlatmak istiyorum efenim.
-Yazar nereden anlatmaya başlayacağına karar veremedi-

  Bir ay öncesine dönelim.Ekim ayında Comikon adında bir etkinlik düzenlendi,katılmayı çok istememe rağmen son anda ortaya çıkan sorunlar yüzünden katılamamıştım.Comikon'dan sonra takvimde görünen en yakın ve sınav tarihlerine denk gelmeyen GFA etkinliği vardı.
Başta sınav zamanıma yakın,katılmam zor olur falan dedim,katılmayı düşünmedim bile.Sonra yavaştan acabaaa dedim.Eh,tahmin edersiniz ki acabadan sonrası karar ve stres demek.
-Sınav haftası daha açıklanmamışken sürekli haftanın ne zamana denk geleceğini hesaplamaya çalışmıştım.Stresssss-

  Bir ay falan kala düşünmeye başladım,ne yapabilirim gitmeye karar verirsem diye.Ödünç kostüm almayı düşündüm.Hey,bir arkadaşımla kostüm konusunda konuşup anlaşmıştık da.Bakınız son bir haftaya kadar bir arkadaşımla yol planı çıkarmaya başladık,bilet parasıdır,yol parasıdır toparladık.

Ancaaak işte son bir hafta kala bir aksilik çıktı ve kostüm ödünç almam iptal oldu.Telaşla ne yapabilirim diye düşünmeye başladım.Bir yandan da Harun Can -Deadpool,Spider man ,Adventure Time dan Finn gibi seslendiren kişi- 'ın da etkinlikten söyleşiye katılacağını öğrenince resmini çizmeye çalışıyordum.
Slytherin'imsi 
  Her şey birbirine karıştı.Aceleyle Chat Noir casual cosplayi yapmaya karar verip kedi kulağı ve maske yapmaya çalıştım ama sonucu hiç mi hiç beğenmedim.Bu bir hafta bayağı bunaldım ne yapacağım diye düşünmekten.En son ortaya karışık ,evden bulduğum ve daha önceden yaptığım parçaları kullanarak bir şeyler yapmaya karar verdim.-Etkinliğe 3 gün kala ne yapacağını bulmak-

  Etkinlik İstanbul'daydı.Bense şehir dışındayım.Bu haftaya kadar babama haber vermemiştim İstanbul'a gitmeye izin verir herhalde deyip.Babam da izin vermiyorum deyince ''bunalım x2''.
Motivasyonum bayağı düşmüştü çünkü tek başıma bir şeyler yapmama izin verilmiyorsa hayal ettiğim şeyleri -üniversite,meslek hedefleri- nasıl gerçekleştirebilirim ki diye düşünmeye başladım.Bir yandan dediklerime kendim de inanmasam da isteğim gitmişti ve çalışmamak için bahane bulmuştum.

 Etkinliğe gitmeyi isteme sebeplerimi düşündüm.O söyleşiye kesinlikle katılıp resmimi sahibine vermek istiyordum.3 gün art arda ,babam işe gitmeden önce ikna etmeye çalıştım.Cuma sabahı ikna etmeyi başardım :') .Etkinlikten hemen önceki gün yani.

 Etkinlik sabahı yani bugün -cumartesi- saat 7.30 civarı evden çıktım kardeşimle.Durağa geçip otobüs bekledim.Otobüste telefonumu kontrol etmek için elime aldım veee tahmin edin ne oldu?
Evde telefonu elime aldığımda donuyordu.Otobüste daha kötü oldu.Dokunmatik falan çalışmıyordu işte.Telefonun kilit ekranını bile geçemedim.Kapatıp açarsam belki düzelir diye düşünüp telefonumu kapatıp açtım.Pin ekranını bile geçemedim ekran algılamadığından.Sinir-stres,harika.Biraz bekledim,pin ekranını geçebildim sonrasında aceleyle kilidi kaldırmaya çalıştım yine hata verirse diye.

Tabi ekran sürekli donuyor.İstanbul'a gideceğimiz yeri bilmeden gidersek kayboluruz,telefon da çalışmıyor nasıl birilerine ulaşırım falan korkusuyla paniklemiş olabilirim.İstanbul otobüsüne binmeden,çok geç olmadan şehir merkezinden eve geri mi döneyim diye düşünmeye başladım.Çoktan şehir merkezine geldik ben bunları düşünene kadar.Telefonu düzeltmeye çalışırken İstanbul'a giden otobüs de saniyelerle kaçtı.Otobüs kaçtıktan hemen sonra telefonumun düzelmesine ne diyeceksiniz?Aceleyle beraber etkinik alanına gideceğimiz arkadaşımın numarasını elime yazdım -kaybolursa arayın,lolol-

Yarım saat sonra anca otobüs geldi.1-2 saat sonra indik ve arkadaşımı aramaya başladım,biraz geç bulduk birbirimizi.İlk otobüs gecikince her şey gecikti işte.Metrodan sonra Kadıköy,ondan sonra da yolda giden onca saate üzülerek ve stres yaparak simit yemek güzel.Sonrasında deniz otobüsü,taksi.Tahmin ettiğim süreden kat kat fazla sürdü etkinlik alanına varmak.

707 ,defender of justice
Alana vardığımızda etrafa bakıp -parkta BeastBoy ve Raven'ı görüp- yine çok heyecanlandım :') Binaya girdiğimizde tanıdığım kişileri gördüm,dönüp fotoğraf çekilirim diye düşündüm.Soyunma odasını arıyorduk.Soyunma odasını bulmak için arkadaşımı takip ediyordum kiiii GIST'te de 707 cosplayi yapan,cosplaylerini çok beğendiğim bir cosplayer -çok cosplay kelimesi oldu öhöö-ı tam önümde görünce üstüne atlayıp sarıldım-standın üstüne düşüyordu ama olsun-. Bu garip hareketime ben de şaşırdım ya.

Standlardan aldıklarım -ve giriş bilekliği-

  Arkadaşımı da kaybettim ama sonra soyunma odasına bulunca onu da bulmuş oldum.Cosplay yapanlarla fotoğraf çekildik biraz.-Cosplaylerden çok arkadaşlarımı tekrar gördüğüm ve konuşabildiğim için memnunum.-Sonrasında çizim standlarını inceledik.Standlardan bir şeyer alıp desteklemeye çalıştım ama dürüst olayım pahalı geliyor bana satış fiyatları-.Gidip gelip standlara baktık kardeşimle.Hatta çizerlerden tavsiyeler de aldım.

 -Harun Can söyleşisi-ve çizimim- vardı ya şimdi oraya geliyorum.-Söyleşi başlamıştı ve söyleşiyi izlemeye gittik.Alan kalabalık değildi.Biraz önlere doğru oturduk.-Bir iki arkadaşımı da gördüm alanda.-.Soru soranlar oldu ve cevapladı. En çok dikkat ettiğim şeyler şunlar: Adam çok neşeli ve hareketli.Özellikle işini sevmenin önemli olduğunu söyledi.Ve sabah düşündüğüm konuya benzer bir konuya değindi.Otobüsteyken ,oluşan aksiliklerin dönüp baktığımızda her şeyin yolunda gitmesindense bize daha çok şey kattığını düşünmüştüm.
Oysa ''Hevesinizinn kırılması başınıza gelebilecek en güzel şey.Tamam zor zamanlar geçirebilirsiniz,yalan yok.Ama sonunda yaşadığınız zorluklar sayesinde başarmak daha çok zevk verir'' gibi bir şeyler dedi.
-Şimdi benim düşündüğümle bu cümlelerin ne alakası varmış ben tekrar düşüneyim-

  Neyse,şakalı,biraz anılarından, biraz tavsiyeli,soru-cevaplı güzel bir söyleşiydi -biraz geç kalsam da-.En son klasik alkış videosu çekildekten sonra sahneye yanına çıkmaya başlayanlar oldu.-öhö herkes çıkmadan ben de çıktım işte-.Resmi gösterdim,imzayı dedim ama fotoğraf çekilenlerin geçmesini bekledim.O arada oradaki arkadaşlarımla da konuşmuş oldum.Fotoğraf çekilenler gidince resmi imzalattım,bir kopyasını hediye ettim ve fotoğraf çekildiiik.-Mutlu Son.- Resmi stüdyosuna asacağını söyledii.
 Sonra arkadaşlarımı tekrar görüp, peruğu falan çıkartıp yola çıktık.Ha,bu sefer yemek yemeği unutmamak için kendime söz vermişken yine yemek yemeği unuttum.Alkış istiyorum.

 Bu etkinlik günü için şunları kesinlikle söyleyebilirim:Çok samimi bir gündü,o kadar yürüyüşten sonra da bir aylık yürümeyişimi de telafi ettim sanırım. Evde biraz tartışsak da güzeldi yani. -Saat 23.50 falan ve hala etkinlik bilekliği takıyorum-
Umarım yazıyı okurken siz de eğlenmişsinizdir.:')
-görüşlerinizi yazarsanız okumak ve burada olduğunuzu görmek eğlenceli oluyor-

14 Ekim 2017 Cumartesi

Kafamın İçinde Olanlar

  Selam!
 Pozitif Olmak Ya da Olamamak yazısından sonra kafamın içinde neler oldu şimdi bundan bahsedeceğim.

 Yazıyı yayınladıktan bir iki gün sonra tembellikten,hiçbir şey yapmak istemeyişimden kurtulmak için hedeflerimi düşünüp aşırı heyecanlanmaya başladım.Fark etmeden hırslanıyormuşum :') Bu heyecanlanma ilk başta mutlu ediyordu.Başarma isteği,başarabileceğine inanmak falan çok güzel şeyler ama sonrasında ya yapamazsam ,ya yine başarısız olanlar kategorisinde olursam korkusu hortladı.Düşük moral tam yükselmişken bu kontrolsüz hırsla iyice yerin dibine girdi.

 Arada blogu kontrol edip yorumları okudum.Yardımcı olmak için yazdıklarınız,burada olduğunuzu bana göstermeniz ve yalnız olmadığımı düşünmek çok mutlu etti,hatta mutluluktan ağladığım da oldu.Çok teşekkür ederim burada olduğunuz için.
Yorumlarda genel olarak ''eğer şuanki bakış açınla mutlu olamıyorsan mutlu olacağın şekilde bakış açını değiştir'' benzeri önerilerde bulunmuşsunuz.Hala bu konuda düşünüyorum,bakış açımı nasıl değiştirebilirim gibisinden.

 Bu mutsuz olduğum süre boyunca biraz araştırma yaptım.Bir bloga rastladım ve oradaki psikolojiyle ilgili yazıları okudum.Bir saatlik okumadan sonra rastladığım bir kavramdaki bahsedilen sorunu yaşadığımı düşündüm.Tam ben buyum sanırım demiştim ki bir internet arkadaşıma anlattıktan sonra -annesi sanırım psikiyatrist- o kavramın tamamen farklı bir şeyi anlattığını söyledi.Buradan yola çıkarak şunu düşünmeye başladım: acaba bunca zaman normal yaşamama rağmen ''sorunlarım'' olduğuna,''garip'' olduğuma mı inandım?


 Bu araştırmadan sonra insanların dışarıdan normal hayat yaşasa da aslında hayatın dışarıda göründüğü gibi olmadığını,kafanın içinde o kadar karmaşayla yaşama mücadelesi verdiğini de düşünmeye başladım.Herkesin hayatında maddesel olarak ,hastalık vs sorunlar olduğu gibi kafasının içinde de çok zorlu şeylerin olduğunu fark ettim işte.

 Kendimi tanıyormuşum gibi de gelmiyor artık.İyi düşünmeye çalışıyorum,bir sorunum yok iyiyim diyorum -demeye çalışıyorum-.

 Bu sebepsiz mutsuzluğun getirdiği en güzel sonuçsaaaa çizim yapmak için ilham kaynağı bulmuş olmam.Sanırım insanlar mutsuz olduğunda daha yoğun düşünüyor ve bu da fikir bulmayı sağlıyor.Sanat böyle şeylerden beslenir derler ya öyle oldu.

Resimlerimi görenler ''neden mutsuzsun ya da neden olumsuz şeyler düşünüp,çiziyorsun'' gibi şeyler söylese de aslında mutsuz olmak bir şeyler üretmemi sağladığı için bir yandan garip bir şekilde memnunum da.

 Ne düşündüğümü anlamaya çalışırken,neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermeye çalışırken hissettiğim baskı da mutlu olmamı engelliyor.İnsanlar kendi doğrularını size kabullendirmeye çalışıyor ya ,sizin için doğru gelmiyor ve kendinizi kötü hissediyorsunuz,karar veremediğiniz için bazen lanetlenmiş gibi hissettiğiniz de olabiliyor.Doğru ya da yanlış eskiden sandığım gibi çok belirgin gelmiyor artık.İki taraf da birbirine karışmak üzere olan farklı renkler gibi.
İlla bir renk seçmem gerekiyor mu,seçmesem ve renkler bir süre kalsa sakince düşünüp doğruya karar versem?..

    .......

  Bunlar son bir haftaya kadar yoğun olarak düşündüklerimdi.Bu haftaysa biraz ''garip'' davranıyormuşum bi arkadaşımın dediğine göre.Ben de farkındayım biraz farklı davranıyorum ama nedenini tam anlayabilmiş değilim.Bu sene hedeflerim var ve ciddi iş çıkarmak istiyorum.Sanırım planladıklarımı gerçekleştirmekte yavaş oluşum stres yaptırıyor ve dışarıya yansıtıyorum.

 Ha bir de okulda tanıdığım kişilerden uzaklaşma isteği var.Yalnız kalmayı istemeyen ve yalnızlıktan nefret eden ben ,şimdi yalnız kalmak istiyorum.

24 Eylül 2017 Pazar

Pozitif Olmak ya da Olamamak

  Önceki gibi yazma isteğim olmasa da şuan kendimi ifade etmek için uygun bir yöntem olacak sanırım.Biraz dertleşmek gibi olacak..

  Şuan bile gelen şu ağlama isteğim normal değil gibi geliyor ve bazen korkutuyor.Hazirandan beri saçma,alakasız şeylere ağlayasım geliyor ,hatta ağlıyorum.Nedeni yok.Cidden yok.Bildiğiniz ''fangirllükten'' de ağlıyorum ,çok basit bir şeye üzülüp de,kendime olmayan bir şeyi dert edinerek de..Bazen -genellikle demek daha doğru- gözlerim doluyor,boğazım düğümleniyor,o gözlerime dolan göz yaşları düşmek bilmiyor;her fırsatta rahatsız ediyorlar beni.

  İnsanlar tartışıyor ve üzülen ben oluyorum,gözlerim dışarıdayken dolacak,birileri bana bakacak diye korkuyorum.Bunca zaman duygusal değilken şimdi mi böyle oldum,peki neden?Aslında aklıma bir şeyler geliyor.Ama antidepresan ya da her neyse ,onu kullanırken bıraktığınızda böyle oluyor mu bilmiyorum,belki ondandır?

  Bazen bir şeyler hayal edip,gerçekleştirebileceğimi düşünüp heyecanlanıyorum,seviniyorum.Bazen de yapmamam gerekeni yapıp başkalarının hayatlarını gözlemliyorum.Sıkılıyorum.SIKILIYORUM..
Sıkılmaktan kendime her şeyi sorun edip üzülmekle oyalanıyorum.Sevindiğimde sevincim fazla sürmüyor,bit şekilde yerini üzüntü alıyor.Biliyorum bu normal,herkeste-büyük ihtimalle- oluyordur.

 Galiba en çok sıkıldığım ve moralimi bozan konulardan birisi de ''başkası'' ya da ''diğerleri'' konumunda olmak.''Herkes'' olmak istemiyorum.Varlığımı dünyaya tanıtmak istiyorum..
 Tanıdığım bazı kişiler çoktan benim hayal ettiğim yerdeler.Tamam küçük adımlarla oluyor bu haylleri gerçekleştirme işi ama heyecanla başladığımda devam edemiyorum,moralim bozuluyor,hevesim kırılıyor.Ne bileyim,daha önceki baraşarısızlıklarımı düşünüp sönüyorum.O hissettiğim sarı-pembe ışıklar mor-lacivert oluyor.

-Yazar bu dakikalarda annesi arkada şikayet ettiği için ağlamaya başlıyor-

  Başka bi' moralimi bozan konuysa ailem...Ailemi seviyorum,değer veriyorum.Ama..Moralimi en çok bozan da onlar oluyor..Bir şeyler yapmaya çalıştığımda ilk düşüncesini duymak istediğim ailem,düşüncesizce olumsuz şeyler söyleyince tüm enerjim yok oluyor.Etrafı,evreni tamamen beyaza boyayıp bi çukura saklanmak istiyorum.-bunlar ne alaka bilmiyorum,böyle hissediyorum-

Bir şeyler yapmak istiyorum.Varlığımı kanıtlamak istiyorum.Ne zaman enerjimi toplasam yok oluyor bir şekilde.Hep aynı konuşmalar,yapabilirsin,bu zamandan sonra yapabilirsin...Ne zaman yapabileceğime inanıp baştan başlamaya karar versem önceki denemelerimi hatırlıyorum.
-YILDIM-
Neye ihtiyacım var,ne yapmalıyım bilmiyorum,emin değilim...Bilmiyorum.
Böyle zamanlar geçirdiyseniz,ya da herhangi bir tavsiyeniz varsa lütfen yazın.-Tekrar pozitif düşünmek için neler yaparsınız?Kendinizi nasıl cesaretlendirirsiniz? bunları da merak ediyorum-

Okuduğunuz için teşekkür ederim..
Şuraya hissettiklerimin bir kısmının müziğe yansımış versiyonunu ekliyorum...

Gorillaz- On Melancholy Hill

14 Eylül 2017 Perşembe

Naruto -1.Cilt- Manga İncelemesi

  Dün gece uzun zaman sonra manga okumak istedim ve kitaplığımda okunmayı bekleyen Naruto'ya yöneldim.  -Eğer animeyle ilgileniyorsanız kesinlikle Naruto'yu duymuşsunuzdur.-
Şansıma okumak üzere olduğum bölüm,daha önceden izlediğim ve ağlatan -çok sevdiğim- bir bölümdü.

  Animesini küçükken TV'de altyazılı görüp,konuşmaları da değişik geldiği için itici,izlemesi zor bulup izlememiştim.Sonradan animeye ilgi duymaya başladığımda Naruto'nun bilmem kaç yüz bölüm olduğunu öğrenince izlemeye cesaret edemedim,ki hala pek cesaret edemiyorum.
  Bundan iki yıl önce o zamanki yakın arkadaşım doğum günümde ilk mangamı,Naruto'yu almıştı.Böylece Naruto'ya başlamak için bir fırsat/bahane bulmuş oldum.Önümüzde kitap fuarı da olunca 2 ve 3. cildi de aldım,sonrasında da 4 ve 5.

  Uzun zamandır bu çok beğendiğim manganın yorumunu yapmak istiyordum vee dünkü okuduğum bölümden sonra,biraz da Moka'nın etkisiyle gaza gelip yazıyoruum,-vatana millete hayırlı olsun efenim,sonunda yorumla ilgili olan bölüme geçiyoruz.-
-1. ciltle  -ilk 7 bölüm-  ilgili yazacağım ,manganın tamamını okumadım yanlış olmasın-


Manga Adı: Naruto
Türü: Shounen,Dövüş sanatları,Aksiyon,Süper Güçler,Komedi
Bölüm Sayısı: 700 sanırım --her ciltte 7-10 bölüm var--
Konu: 
 ''  Naruto, içine hapsedilmiş kyubii (9 kuyruklu efsanevi tilki) yüzünden Konoha halkı tarafından yaratık olarak görülüp kenara itilmiş bir çocuktur. Naruto'nun bütün hedefi Ninja akademisini bitirip, Hokage olmaktır.
Akademi'nin ilk bölümünü bitirip genin olarak mezun olan Naruto, arkadaşları Sakura ve Sasuke ile chunin olabilmek için yeni eğitimlerine başlarlar.
Yaramaz ve bir o kadar heyecanlı bir kişiliğe sahip olan Naruto, içindeki kyuubinin gücünü yavaş yavaş öğrenecektir
.''

 Naruto'nun yaramazlıkları güldürürken bir yandan geçmişi duygulandırıyor.Düşündükçe kötü hissediyorum.
  *Belki Spoiler Belki Ayrıntı* Ailesiz büyüdüğü için hep ilgi açlığı çekmiş,komik ve aptalca davranışlarla bu ilgiyi bulmaya çalışmış Naruto.Diğerlerinin acımasızca onu dışlamaları da rahatsız etti beni.Kasabada herkes onu dışlarken Iruka sensei onun varlığını kabul eden tek kişi -çünkü aynı kaderi paylaşıyor- ve Naruto'nun Hokage -kasabanın en iyi ninjası- olmak istemesindeki en büyük ilham kaynağı belki de...

 -Bizim meslek sahibi olmak için okuldan mezun olmamız gerektiği gibi Hokage olmak için de akademiden mezun olmak gerekiyor-

 Genin olduktan sonra gruplar halinde görevler alınmaya başlanıyor.Naruto,Sasuke ve Sakura ,Hatake Kakashi'nin öğretmenliğini yaptığı 7. gruptadır.Bu gruplar belli olduktan sonra zaten olaylar başlıyor.
İlk olarak Kakashi-Sensei öğrencilerini görevlere hazırlamak amacıyla eğitime tabi tutuyor.Eğitim çok heyecanlıydı.Bir yandan diğer karakterleri az çok tanımaya başlıyoruz.

7. Gruptaki karakterler hakkında görüşlerim şu şekilde:

Sasuke:Naruto gibi ailesiz yaşayan,soğuk,güçlü herkesin aşık olduğu ancak bana oldukça itici gelen karakter.
Sakura:Sasuke'ye aşık,tek düşündüğü Sasuke.Naruto'dan nefret ediyor,nasıl işse Naruto'ya nasıl muamele ediyorsa Sasuke de Sakura'ya aynı şekilde muamele ediyor.Nefret ediyorum gibi görünmesin,her grupta olan kız karakter gibi..Zeki,çalışkan ve güçlü ama bu ciltte pek bundan bahsedilmemiş.
Naruto:Yaramaz,sinir bozucu ama eğlenceli.Çok azimli ama yine sinir bozucu diyeceğim :'D -Naruto favorimdir-
Kakashi-Sensei:Yüzünün yarısını kapatan maskesiyle ve soluk bakışlarıyla ne düşündüğü anlaşılamaz,güçlü olduğu belli, gizemli birisi.

 Kitabın başında güldürürken yavaşça ninja işleri ciddileşiyor.Ninjaların mücadele şeklini,hamlelerini keşfediyoruz.Bir yandan Naruto'nun gelişimini gözlemlemek de eğlenceli bence.

30 Ağustos 2017 Çarşamba

Cosplay Raporu #1

  Selam!!
  Yazmak isteyip ,konu bulamayıp -ya da elimdeki konuları yazmayı istemeyip- şu yayın sayfasını açıp kapatıyorum ne zamandır. Iıı bir de elimde tamamladığım iş olmayınca ne anlatayım bilemedim....Veee yarım ya da eksik de olsa bu ay içinde cosplayle ilgili neler yaptım bunları anlatmaya karar verdim.

  Okulların açılmasına az kaldığını fark ettiğimden beri kafamın içinde sürekli şu kostümünü tamamla, asayı tamamla düşünceleri geçiyor.

Kostümün tasarımı
  İlk önce -daha önceden bahsettiğim- tasarlamaya çalıştığım kostümün tasarımını tamamladım,tamamen çizdim.Üst temelini daha önceden dikmiştim.Kumaş alana kadar bazı ayrıntıları yapmaya çalıştım.

-fotoğrafta ütüsüz ,kusura bakmayın-
  Uğraştırıcı bir şeyler olması yapma isteğimi artırıyor.Bir de sonucu görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.Sonucu merakım ve arkadaşlarımın tasarımımı beğenişi,destekleyişi de beni teşvik ediyor.Üşengeçliğimden dolayı da tamamen kostümü bitirmem uzun sürer gibi :') Hedefim okul açılmadan bitirmekti ama şuan bu gerçekleşir mi emin olamıyorum..
-Tamamlayabilirsem yapım aşamalarıyla iligli yazı gelebilir-

Sinoalice'den Pinocchio asası
  Aynı zamanda yine yarım bıraktığım asayı da malzeme aldıkça devam ettirmeye çalışıyorum.Tutkal dayanmıyor ,biri tutkal fırlatsın!
 Cosplay konusunda silahları yaparken çok eğleniyorum.İlk yaptığım iş olan kılıcı yaparken ailem biraz garip karşılasa da sonucu görünce beğenmeleri beni mutlu etti.Şuan yaptığım asa için annem hala garip geldiğini söylese de eğlendiğim bir hobi olduğu için devam etmem gerektiğini düşünüyorum.
-Yine aynı şekilde,tamamlayabilirsem ayrı bir yazıda yapım aşamalarını göstermek istiyorum-

  Bu ikisi zaten yazın başından beri uğraştığım şeyler.Bir de şu iki gün içinde olanlar var.-Yine daha önceden bahsettiğim evime yakında oturan - Cosplayer arkadaşım okul işlerini halletmek için eve gelmiş.Ne zamandır işleri bitsin,uygun bir gün olsun da buluşalım istiyordum.

  Geçen gün normale göre erken kalkmıştım,uykulu uykulu telefona bakıyordum.Mesajını gördüm,evine çağırıyor.Hemen kalkıp hazırlandım.Okulların kapanmasını beklerken acaba yazın buluşup beraber cosplay yapabilir miyiz diye hayal kuruyordum.Cosplaylerini seviyorum,samimi ve bir SENPAİ!! -instagramı için tık- .Gün boyunca biraz çekindim nedensizce ama güzeldi.Her ''yüzün cosplaye uygun,devam et '' dedikçe daha bi mutlu oldum.

Alois&Ciel
Kageyama&Hinata
  İlk gün Haikyuu animesinden Hinata ve Kageyama cosplayi -kostüm olmasa da- yaptık.İkinci gün biraz daha hazırlıklı gittim,önceki gün bazı malzemelerimi- ciel peruğum :')gömlek falan- götürmemiştim.
  Resim konusunda bir kaç tavsiye verdi,Çok çalışmalıyım!-animelerdeki başarabilirim diyen karakterin ses tonunda okuyunuz-.Sonrasında geçen sene grup halinde yaptıkları sahne şovunu izledik.En sooon Ciel ve Alois cosplayi yaptık.Oley!

  Bir cosplay lens sayfasının küçük bir yarışmasına katıldım.Lens kazandım işte :') Doktora gidince göz numaramı kontrol ettirip,lens için izin alabilirsem lenslere kavuşacağım inşallah..Sabırsızlıkla bekliyorum,hatta bekleyemiyorum...

  Cosplay gelişmeleri bu kadardı.Evet sayın seyirciler bugünkü cosplay bültenimiz bu kadardı.
Sağlıcakla kalın efenim.

Tasarım: Moka